Kırsal Alanlarda Yaşanan Ekonomik Sorunlar

Bir İç Anadolu gezimizde otomobilimiz seyir halinde iken çektiğim fotoğraflar ve gezerek gördüklerim bana bu başlık altında bir şeyler yazmamın gerekli olduğunu anımsattı.

Kırsal kalkınma derken akla gelen en önemli sorun kırsal alandan kente göç olayıdır. Köy ya da şimdiki ifadesi ile mahalleler (!) boşalırken kentlerdeki nüfus giderek artmakta ve yoğunlaşmaktadır. Köyünü veya mahallesini terk eden insanlar gittikleri yerlerde konut ve iş bulma, kültürel ve yaşam alışkanlıkları bakımından zorlanmakta, başlangıçta memnuniyet verici görünen kent yaşamı daha sonra huzursuzluklara neden olmaktadır. Aile içi sorunlar zamanla giderek artmaktadır. Bunun yanında terk edilen tarımsal ve hayvancılık faaliyetleri hem ailelerin ekonomisini olumsuz etkilemekte hem de ülke genelinde gıda maddesi yetersizliği sorununa yol açmaktadır.

Kırsal alandan kente göçün toplum ve ülke ekonomisine olumsuz etkisi üzerinde daha fazla durmak istemiyorum. Klasik bir ifade ile çok boyutlu sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlar çözülemez hale gelmektedir.

O halde yapılması gereken çok önemli bir iş vardır, o da kırsal nüfusu kendi yaşadığı ortamlarda, her yönü ile refah içerisinde yaşatabilmektir.

İşte bunun adı kırsal kalkınmadır. Bilgi, birikim ve araştırma gerektirir. Ülkemizde bu çabalar vardır, yıllardan beri sürdürülmektedir. Ancak başarılı olsaydı göçler devam etmezdi.

Sorun çok boyutludur. Siyasi nedenlerle ihmaller vardır. Devlet yatırımları ve özel sektör faaliyetleri büyük nüfuslara daha kolay ulaşmak gerekçesi ile büyük kentlere yönelmiş durumdadır. Ülke genelindeki ekonomik sorunlar tarım ve hayvancılık girdilerinin fiyatını yükseltmiş, üretim maliyeti artmıştır. Üreticinin kazancı giderek azalmış ve ailesini geçindiremez duruma gelmiştir. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri riski oldukça yüksek olan ekonomik faaliyetlerdir. Riskler doğru yönetilmemiştir. Bunun yanında son yıllarda etkisi görülmeye başlayan iklim değişikliği üreticiye doğru anlatılmamıştır.

Sorunlar ortada, herkes tarafından görülüyor ve biliniyor. İnsanlar mağdur. Vatan edinilen coğrafyadaki topraklar ve arazi ihmal ve istismar ediliyor. Amacının dışında kullanılıyor. Rant uğruna tahrip ediliyor.

Ülkemizin sahip olduğu çok yönlü potansiyel bu soruları çözebilecek durumdadır. Ancak bu potansiyel gücün istismar edilmeden sorunların çözümüne yönlendirilmesi gerekmektedir.

Kırsal alanlarda ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi bir zorunluluktur. Tarım ve hayvancılığa bağlı kalmak doğru olmaz. Ancak tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerinin bütünleşik (entegre) yönetim anlayışı ile ele alınması gerekir. Bu faaliyetler mutlaka emek yoğun olmalıdır. Günün bilgi ve teknolojik imkanları ile desteklenmelidir.

Yorum yapın